elifikbal.sitemynet.com
britemoon.gif

Anasayfam
Biz Kimiz?
Konuk Defteri
Anketler
Kent Yazıları
Kent Yazıları 2
Sizden Gelenler
Uçamayan Süpürgeler
Makaleler 1
Makaleler 2
Makaleler 3
Makaleler 4
Makaleler 5
Şiirler 1
Şiirler 2
Resimlerimiz
Dost Siteler

Makaleler 4


İNSANIN KADERİ(İRADESİ)
Ömer KARATAŞ
karatas.omer@mynet.com

O doğmamıştır,doğrulmamıştır.O kimseye muhtaç değildir,fakat her şey o'na muhtaçtır.O her şeyi işitir,görür,bilir.O Rahmandır,Rahimdir.Bütün mevcudatı ve mahlukatı yoktan var etmiştir.Mahlukatın merkezine de insanı yerleştirerek mahlukatın kaderini insana hizmet olarak belirlemiştir.Mahlukat kendine çizilen kaderin gereğini yaşamaktadır.Ve bu kadere(sünnetullah'a) karşı gelmek gibi bir iradeye de sahip değildir.Güneş kendine çizilen yörüngede kendisine emredildiği şekilde hareket eder.Diğer gezegenlerde bu şekildedir.Fakat mahlukatın merkezine yerleştirilen insan öyle değildir.İnsan dağların dahi kabul edemediği emaneti kabul ederek gönderilmiştir dünyaya.İlk insanla beraber insanın kaderi de belirlenmiştir emanet veya diğer bir adıyla seçmek.İnsanın kaderi seçmektir.kendisine gönderilen iki yoldan birini seçmek.Hak-Batıl,Doğru-Yanlış,İyi-kötü,Günah sevapikliminde bir tarafta olmayı seçmek.Yani kendi kaderi gereği ya kendisini yaratan,Rab olan Allah'a kul olmak ya da O'na şirk koşmak.İşte insanın kaderi:SEÇMEK
Rab olan Allah her an yaratmaktadır.İnsanın iradesi gereği seçtiği her şeyi.Çünkü mahlukatın merkezine yerleştirilen insan Allah'a kul olmak için yaratılmıştır.Fakat insan özgür iradesini kullanarak Allah'a şirk koşmayı da tercih edebilmektedir.Yaratılış gayesine aykırı yaşamayı seçebilen tek varlıktır insan.Bu yüzden de sorumludur.Tercihleri onu izzete de götürebilir,zillete de;mutluluğa da,buhrana da;cennete de cehenneme de...
İnsan Allah'ın kulu ve halifesidir,kulu ve kölesi değil.İnsana bu özeliği insanı yoktan var eden Allah vermiştir.
İnsan kaderiyecilerin dediği gibi rüzgarın önündeki bir kuru yaprak gibi iradesiz,güçsüz değildir.Cebriyecilerin söylediği gibi de Allah'ın iradesinin rakibi,kendi fillerini kendisi yaratan değildir.Bu iki anlayış ifrat ve tefrittir.Bu iki yolun tashih edilmesi gerekmektedir.İşte ifrat ve tefrit olan bu iki yolun tashihi şu şekildedir:İnsan seçme hakkına sahiptir.İnsan sevabı,iyiyi,güzeli,helal olanı seçtiğinde Allah yaratır;insan günahı,kötüyü,çirkini,haram olanı seçtiğinde de Allah yaratır.Fakat hak veya batıl üzere yaşamaya karar veren insanın cüz'i iradesidir.Bu cüz'i irade ne Allah'ın külli iradesine rakiptir,ne de insan seçme hakkından mahrum,kendisi için önceden belirlenmiş hayatı yaşamaya mahkumdur.

İSLAM'IN ÇAĞLAR ÜSTÜ-EVRENSEL KURTULUŞ MESAJI
Ömer KARATAŞ
karatas.omer@mynet.com

İnsan toplumunun ve tarihinin değil kendi tercihinin ürünüdür.Allah-u Teala diğer canlılardan farklı olarak insana yaşayacağı hayatı seçme hakkını vermiştir.İnsan bu hakkını kullanarak,müspet veya menfi,bir dini kendisine hayat olarak seçebilir.Bu seçim insanın dünyada ve ahirette mutluluğunu veya buhranını;kurtuluşunu veya esaretini belirleyecektir.
İslam'ın mesajı evrenseldir.Herhangi bir toplumla veya mekanla sınırlı tutulamaz. İslam bir tezin antitezi veya antitezle tezin sentezi de değildir.İslamın kendisi belli bir zamanla sınırlı tutulup "o zamanla sınırlıydı" demekte doğru değildir.İslam'ın mesajı çağlar üstüdür ve İslam sadece Hz. Muhammed'e gelmiş bir din değildir.Zaten Hz Muhammed daha önceki peygamberlerini ve mesajlarını inkar etmemiş aksine onların peygamberliğini kabul etmiş,İslamın diğer ilahi dinlerin kemale ermiş şekli olduğunu belirtmiştir.İslam bu özelliği dolayısıyla çağlar üstü ve evrensel bir kurtuluş mesajıdır.Zaten Kur'an'ı Kerim'de diğer peygamberlerin kıssaları anlatılırken hiçbir kıssa zamanla ve mekanla sınırlandırılmamıştır.
Bununla birlikte İslam bu çağın ve toplumun problemlerine "içtihat" yoluyla çözümler getirmiştir.Özellikle son üç asırdır bir takım sebeplerle İslam'ın çağa göre yorumlanamayışı İslam'ın artık eskidiği kanısının insanlarda oluşmasına neden olmuştur.Burada suç İslam'ın değil Müslümanlarındır.Eğer biz çağın problemlerini usulüne uygun olarak Kur'an'a götürebilirsek bu problemlerin çözümlerini Kur'an'dan alabiliriz.
Burada Batı toplumunun şartlarının ortaya çıkardığı ve çağımızda hükmetmiş fakat hükmettiği insanlara mutluluk getirmemiş iki hayat sistemine ana hatlarıyla bakalım:
KAPİTALİZM
"Kapitalizm'in bel kemiği sermaye,sermaye birikimini gerçekleştiren de faizdir.Faizin var olmadığı bir mekanizma kapitalizm olarak tanımlanamaz.
"Faizle birlikte kapitalizmi ortaya çıkaran en önemli iki etken "sömürgecilik" ve "köle ticareti"dir"(1)
"Kapitalizm'i doğuran bir başka kültürel faktör,kuşkusuz Homo-ekonomicus (iktisadi insan) telakkisidir." ( 2 )
"Sermayenin egemenliğini öngören Kapitalizm'in başlıca özelliği serbest, sınırsız,kayıtsız şartsız,mutlak kazanç fikridir.Kapitalizm'de bütün kuralların kökeninde şu üç unsur yer almaktadır:kazanç,rekabet,rasyonellik" ( 3 )
Kapitalizm'de işçi ev,araba,ev eşyası gibi bir takım özel mülkiyetlere sahiptir. İşverenden aldığı aylıkla işçi bütün bunları yine işverenden satın almaktadır.Böylece bütün sermeye dönüp dolaşıp yine işverenin kasasına inmektedir.Zaten kapitalist toplum reklamlarla sınırsız tüketimin teşvik edildiği bir israf toplumudur.
Kapitalist toplum işçi ve işverenden oluşan,Batı'nın tarihinde hep olduğu gibi, sınıflı bir toplumdur.Çünkü milyonlarca insanın emeğiyle oluşan sermaye toplumun çok az bir kesimini oluşturan patronların elindedir.İşçi kesiminden patron kesimine yükselmek,tek tek sıçramalar hariç,imkansızdır.
Bugün kapitalist toplumun insanı pek çok sapmayı yaşamaktadır.Afrika'da milyonlarca çocuk açlıktan ölürken Avrupa'da makyaj malzemelerine ve köpek mamalarına milyonlarca dolar harcanmaktadır.Cinsel sapmalar toplumda normal kabul edilmeye başlanmıştır.Pek çok yönetici,sanatçı,yazar,milletvekili eşcinsel olduğunu gizlememektedir. Avrupa insanı yardıma muhtaç birine yardım etmeyi düşünmez dahi.Sokak ortasında kalp krizi geçiren bir insan saatlerce ambulansı bekler.Nüfusu milyonları bulan şehirlerde yaşayan insanlar çölün yalnızlığını yaşamaktadırlar.Bir sıkıntıyı paylaşacak,gerektiğinde yardım alabilecek bir dost yoktur.İçki ve uyuşturucu kullanımı ortaöğretim seviyelerine kadar düşmüştür.Her gün aynı işi yapan ve organının sadece birisi çalışan işçi robotlaşmakta ve yaptığı işin hepsini göremediği için zekası gerilemekte ve aptallaşmaktadır.
Kapitalist toplumda bütün bunlar yaşananlarda kadın da payını almıştır.İşverenler daha az ücret aldıkları için küçük yaştaki kız çocuklarını ve hamile kadınları çalıştırmakta bir sakınca görmemektedir.Kapitalist toplum komünist toplum gibi aileye karşı değildir;fakat dışarıda çalışmak zorunda olan kadın evlenmenin,evlense de çocuk sahibi olmanın sorumluluklarını kaldıramayacağını düşünmektedir.Avrupa'da bu gün aileler bir iki çocuk yapmakta ya da çocuk yapmayarak bu ihtiyaçlarını köpek besleyerek gidermeye çalışmaktadırlar.Sanayinin gelişmesiyle "geleneksel aile"den "çekirdek aile"ye dönüşen aile tipi bugün "tekil aile"ye doğru evrimleşmektedir.Ailenin alternatifi yoktur.Eğer aile yıkılırsa toplum yıkılır.Bugün Batı bu acı gerçekle karşı karşıyadır.
Kapitalist toplumda devlet hakim sınıfların bir soygun aracıdır.Devlet sermayeyi elinde bulunduran üç beş burjuvazinin isteklerine boyun eğmek zorundadır.Tüm dünyayı kana bulayan savaşlar,katliamlar bu burjuvazi sınıfının isteklerinin bir sonucudur.
Kapitalist devletler kendi topraklarında yeterli hammaddeyi bulamayınca,ürettikleri ve iç pazarda tüketemedikleri ürünleri satamayınca dışa açılmak zorunda kaldılar.Bu durum da kapitalist devletlerin kendiliğinden bir emperyalist devlete dönüşmesine neden oldu.
"Kapitalizm'in harcı Afrikalı zencilerin,Amerikalı Kızılderililerin ve Asyalı insanların masum kanıyla yoğrulmuştur.Kapitalizm ve teknolojik uygarlık:sömürülen,yağma edilen ve katledilen dünya halklarının omuzları üzerinde yükselmektedir."( 4 )
İnsanı makinenin kölesi haline getiren,kendi içinde işçileri,dışarıda diğer toplumları sömüren kapitalist sistemin insanları mutlu etmediği,onların kurtuluşuna vesile olamadığı açıktır.
MARKSİZİM-BİLİMSEL SOSYALİZM
"Dar anlamıyla komünizm,üretim araçlarını kamu mülkü haline koyan bir toplum devrimine verilen addır"( 5 )
"Kapitalist toplum düzenine karşı komünizm'i bir reaksiyon tasarım olarak koyan Marks'a göre dünya tarihinin başlangıcında özel mülkiyet ve bunlarla birlikte sınıflar çelişkisi bulunmayan bir çağ vardı ki bu da ilkel komünizmdir.Bu ilkel toplum biçiminde devlet,sınıf,sınır ve mülkiyet yoktu.Yine komünist toplumda devlet,sınıf,sınır ve mülkiyet olmayacaktı." ( 6 )
Marks sınırsız,sınıfsız ve özel mülkiyetin olmadığı,üretim araçlarının kolektifleştirildiği bir toplum hayalindeydi.Kapitalizm'deki devletin birkaç burjuvazinin oyuncağı olmaktan öte gidemediğini söylüyordu.Fakat Marksizm uygulama alanı bulduğu devletlerde durum hiçte böyle olmamıştır.Özel mülkiyet kaldırılmıştır,fakat üretim araçları kolektifleştirilmeyip devletleştirilmiştir.Devrim gerçekleştirildikten sonra işçi sınıfının yönetime geçeceği söylenmiş;fakat devrimden sonra işçi sınıfının hazır olmadığı gerekçesiyle 70 yıl boyunca bu haklarını komünist partiye devretmişlerdir.İşçiler emekleri karşılığında geçinirlerken,komünist parti üyeleri devletin imkanlarından sonuna kadar istifade etmişlerdir.Marksizm,kapitalizm'in burjuvazi-işçi sınıflaşmasına karşı çıkarken bizzat Marksist olduğunu söyleyen devletler devlet-işçi sınıflaşmasına neden olmuşlardır.
Kapitalist toplumlarda hakim güç devletin arkasındaki birkaç burjuvazi iken;komünist toplumlarda hakim güç devletin bizzat kendisi olmuştur.
Marksist toplumda işçi devletin gösterdiği işte çalışmak zorundadır.İşi bırakmak veya yavaşlatmak ağır suçtur.
"Kapitalist toplumda burjuvazi kar ve kazanç için,işçiler aç kalmamak için çalışır;komünist toplumda ise yoldaşlar kamplara sürülmemek be polis ve jandarma coplarının altında kalmamak için çalışırlar,üretime katılırlar" ( 7 )
Komünist bir toplumda bir yerden bir yere gitmek için devletten izin almak gerekmekteydi.Öyleki Nobel ödülünü alan sanatçılar ödüllerini almak için yurt dışına gidememişlerdir.
Marksizm insanı üretim ve tüketim aracı olarak görür.Bundan kadın da payını almıştır.Kadın da devletin gösterdiği işte çalışmak zorundadır.Aile kurumu en azından kurumsal olarak yıkılmıştır.Doğan çocuklar anne ve babasının ismi yazdırılarak kreşlere verilirdi.Aile sevgisinden yoksun yetiştikleri için çocuklarda bir takım ruhsal bozukluklar görülürdü.
İnsanoğlu doğuşuyla birlikte,ona Allah-u Teala tarafından verilen,birtakım haklara sahiptir.Bu hakları hiçbir kurum-devlet dahi olsa-kısıtlamaya yada tamamen kaldırmaya yetkili değildir.Komünist devlet çocuk sahibi olma isteği,işte çalışma,istediğinde işi bırakma,seyahat etme,emeğinin karşılığını alma,ibadet etme,düşünebilme,can güvenliği ve özel mülkiyete sahip olma gibi insani hakları insanların elinden aldığı için,insanları mutlu edememiştir.
Kısaca : "yıllarca komünizm'i içerde ayakta tutan dayanılmaz baskı ve terör;dışarıda ise akılları durduran,düşünceleri saptıran propagandalar oldu." ( 8 )
HÜLASA :
Komünizm yıkılmıştır.Kapitalizm ise can çekişmektedir.İnsanı tanımayan onun fıtri özelliklerini bilmeyen,Batı kökenli bu iki sistem bir önceki duruma tepkidir.Kapitalizm!i şartlar oluşturmuştur.Komünizm'i doğuran da kapitalizmdir.Batı kökenli bu iki sistemin insanı mutlu edemeyişinin sebebi,ilahi kaynaktan uzak beşeri sistemler olmalarıdır.
Artık insanoğlunun tek kurtuluş umudu fıtrat dini olan,ilahi kaynaklı İslam'dadır.
"Gazali'ye göre iyi ve evrensel bir hukuk sistemi:
1. Kişinin kutsal yaşama hakkı olan canını,
2. Kişinin bilimsel faaliyet,entelektüel etkinlik ve ayırt etme gücü olan aklını,
3. Kişinin emeğinin somutlaşmış biçimi olan malını,
4. Kişinin din,dünya görüşü,inanç sistemi seçme hakkı olan dinini,
5. Kişinin soyunu ve tarihini sürdürme biçimi olan neslini,
korumakla yükümlüdür.Ve nihayet İslam Hukuku bu beş temel hakkın korunmasına indirgenebilir.( 9 )
Dünyada var olan gelişmeler Müslümanların aleyhine olmakla birlikte İslam'ın lehinedir.Peygamberimiz (a.s.) Medine'de bir yıl İslam'ı öğretip dönen Mus'ab bin. Umeyr'e Medine'deki durumu sorduğunda Mus'ab bin. Umeyr : "İslam'ı her evde konuşulan bir din haline getirdim" demiştir.İslam'ın bu günde bir kurtuluş olup olamayacağı pek çok insan tarafından tartışılmaktadır.
Bu yüzden burada,İslam Davetçilerine hurafelerden arındırılmış gerçek İslam'ı insanlara anlatmak görevi düşmektedir.Bu gün insanların,zihinlerini İslam'la meşgul ediyor olmaları yarın yaşıyor olacaklarının bir göstergesidir.Nitekim Medine'de durum böyle olmuştur.Zaten insanlığın başka kurtuluş umudu da yoktur !



KAYNAK :
1. Ali BULAÇ,Çağdaş Kavramlar ve Düzenler,İz yayıncılık,16.baskı,İST. 1998,syf:23
2. a.g.e. syf:31
3. a.g.e. syf:27
4. a.g.e. syf:31
5. a.g.e. syf:73
6. a.g.e. syf:73-74
7. a.g.e. syf:81
8. a.g.e. syf:91
9. Ali BULAÇ,İslam ve Fanatizm,İz yayıncılık,6.baskı,İST. 1995syf:91