elifikbal.sitemynet.com
britemoon.gif

Anasayfam
Biz Kimiz?
Konuk Defteri
Anketler
Kent Yazıları
Kent Yazıları 2
Sizden Gelenler
Uçamayan Süpürgeler
Makaleler 1
Makaleler 2
Makaleler 3
Makaleler 4
Makaleler 5
Şiirler 1
Şiirler 2
Resimlerimiz
Dost Siteler

Kent Yazıları


MEĞER NE KADAR DA KURAN'A SUSAMIŞIZ
Ömer KARATAŞ
karatas.omer@mynet.com


Hz Peygamber (s.a.v.) veda hutbesinde Ben size iki şey bırakıyorum. Biri Allahın Kitabı Kuran; diğeri ise benim sünnetimdir. Bu ikisine sımsıkı sarıldığınız müddetçe kurtuluşa erersiniz buyuruyor.
13.02.04 Pazar gecesi kapalı spor salonunda Anadolu Gençlik Dergisinin düzenlediği ve değişik ülkelerden (Afganistan, İran, Güney Afrika, Türkiye ) dünya çapında derece almış hafızların katıldığı programa Kilis halkının büyük bir katılım göstermesi ne kadar Kurana susadığımızı göstermesi bakımından önemliydi. Öyle ki kapalı spor salonu tıklım tıklım dolmuş ve içerdekiler haricinde hatırı sayılır bir kalabalıkta dışarıda kalmıştı.
1000 yıldır Kur'ana hizmet etmiş, üç deniz yedi kıtaya Kur'anı ulaştırmış bir milletiz. Susayan gönülleri Kur'anla huzura erdirmişiz; ağlayan, zulüm gören insanları özgürlüğe ve insan gibi yaşamaya Kur'anla kavuşturmuşuz.
"Fırat'ın kenarında bir köpek yavrusu suya düşse ilahi adalet hesabını benden sorar" diyen Hz. Ömer gibi adalet sahibi yöneticileri; Fatih Sultan Mehmet gibi bir çağ açıp bir çağ kapatmış bir hükümdarı, yanlış bir kararı sebebiyle bir Yahudi inşaat işçisiyle aynı mahkemede yargılayabilen/yargılayabilecek bir adalet sistemini kuran idarecileri yine Kur'an ahlakı yetiştirmişti.
Bu gün böyle adaletli ve güzel ahlaklı yöneticilere ne kadar da muhtacız. Her şeyin bayağılaştığı, değerlerin yozlaşıp her şeyin maddiyatla ölçülür hale geldiği, ahlakın bozulduğu bir dünya hem bize hem de dünyaya huzur getirmemektedir/getirmeyecektir/ getiremeyecektir. Bugün insanlık Kur'an ahlakına her zamankinden daha fazla muhtaçtır. Dünyada yaşanan savaşlar, sapıklıklar, dağılan yuvalar, sokaklarda yaşayıp tiner çekip dilencilik yapan çocuklar, ırak katledilen masum insanlar hep aynı gerçeği bize anlatmaktadır.
Pazar gecesi izlediğimiz program Kur'an ile tekrar buluşmamıza, Kur'an ile aramıza koyduğumuz engelleri kaldırmamıza, yukarıda Hz. Peygamber (s.a.v.)'in bize müjdesini verdiği kurtuluşa erişmemize ve Kur'anI okumakla birlikte anlamak ve yaşamak için yapılacak çalışmalara, kısaca Kur'an ahlakı ile ahlaklanmamıza vesile olur inşallah.

(Kent Gazetesi-16.02.05 KILIS)

KESER DÖNER SAP DÖNER !
GÜN GELİR HESAP DÖNER !
Ömer KARATAŞ
karatas.omer@mynet.com


"Kendilerine? Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın' denildiğinde derler ki: ?Biz sadece düzeni sağlıyoruz.' Bakın, bunlar var ya, işte asıl bozguncular onlardır." (Kur'an- Kerim)
ABD ve İran arasında yaşanan ve son günlerde şiddetini arttıran karşılıklı atışmalar daha ne kadar sürer bilemiyoruz. Ama açık bir şekilde ortada duran bir gerçek var ki, ABD Irak savaşının ardından boş durmayacak savaşın alanını daha da genişleterek İran'ı ve Suriye'yi vuracak. Zikredilen ülkelere savaş açarken de ABD kendini "savaş için elle tutulur bir gerekçe ortaya koymak" zorunda hissetmeyecek.
Hakka ve adalete değil "güce" iman etmiş olan ABD ve onun başkanı Bush Evangelist Kilise'nin kendisine verdiği yetkileri sonuna kadar kullanarak daha fazla kan akıtmakta hiç bir sakınca görmüyor. Hatta ülkemizi ziyarete gelen Amerikan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld Türkiye'ye sitem ederek şunları söylüyor: "Türkiye tezkereyi reddedince 4. Piyade Tümenimiz Irak'a giremedi, Saddam'ın oradaki Sünni birlikleri de bugünkü direnişi örgütledi" ABD savunma bakanının sözlerini Türkiye Cumhuriyetinin bir ferdi olarak gururla dinleyerek ABD'nin işlediği insanlık suçuna ortak olmadığımız için şükrettim.
Amaç ne zikredilen İslam ülkelerine demokrasi ve özgürlük götürmek ne de bu ülkelerde var olduğu ve tüm dünyayı tehdit ettiği söylenen nükleer silahları bulmak. Aynı silahlara, İsrail ve ABD'nin kendisi başta olmak üzere, başka ülkeler de sahip olmasına rağmen neden tüm dünya için bu ülkeler tehdit oluşturmuyor?
Bölgesel bir zalimin elinden kurtulup küresel bir zalime yakalanan Irak halkının payına ise yine acı, yine ölüm, yine işkence ve yine gözyaşı düşüyor...
Amaç, yüreğini başka diyarlara satmamış olan insanların çok rahat bir şekilde görebileceği kadar açıktır: "İslam dünyası topyekûn bir "Haçlı Savaşı" ile karşı karşıyadır. Ve bu savaşın sınırları sadece saydığımız üç ülke (Irak, İran, Suriye) ile de sınırlı kalmayacaktır.
Irak'ta yaşananların "Demokrasi ve Özgürlük" ile hiç de alakası yoktur. Demokrasiye ilk adım olan seçimler de dahi yolsuzlukların bini bir paradır. Zaten bunca savaştan sonra ABD'nin Irak'ı Irak halkına bırakmasını beklemek de büyük bir saflık olur.
Ancak ABD'nin dünya coğrafyasına yeniden şekil verme hareketi dünyayı eskisine göre, ABD'de başkanı Bush'un iddia ettiği gibi, daha da güvenli yapmamıştır. Irak'ta işkence, ölüm ve katliam haberlerinin gelmediği gün hemen hemen hiç olmuyor ve ABD Irak'ı Iraklılara bırakmadığı müddetçe de olmayacaktır.
Ve belki de Irak'taki mazlum insanların, çocukların, kadınların çektiği acılar ABD için sonun başlangıcı olacaktır. Atalarımızın dediği gibi gün gelecek hesap dönecek ve yine atalarımızın dediği gibi Irak'taki mazlum halkın âhı ABD'den aheste aheste çıkacaktır. Ne dersiniz?

(Kent Gazetesi-KILIS 23,02,05)