elifikbal.sitemynet.com
britemoon.gif

Anasayfam
Biz Kimiz?
Konuk Defteri
Anketler
Kent Yazıları
Kent Yazıları 2
Sizden Gelenler
Uçamayan Süpürgeler
Makaleler 1
Makaleler 2
Makaleler 3
Makaleler 4
Makaleler 5
Şiirler 1
Şiirler 2
Resimlerimiz
Dost Siteler

Makaleler 1


HZ PEYGAMBER'İN ÖRNEK OLMA VASFI
Ömer KARATAŞ
karatas.omer@mynet.com

Kur'an defalarca Hz Peygamberi bizlere örnek göstermiştir
.İlginçtir ki Kur'an kendisini değil de Hz Peygamberi bizlere örnek gösterebilmektedir.Aslında bunun nedeni gayet açıktır. Bir insana ancak başka bir insan örnek olabilir.Hz Muhammed Allah'ın peygamberidir,fakat peygamberlik sıfatından önce insandır ve Allah'ın kuludur.O'nu insanlar mertebesinden alıp melekler mertebesine yükseltmek O'na hizmet etmek değil Hz Peygamberin örneklik vasfını inkar etmektir. Hz Peygamberi kutsayıp,yüceltip,melekleştirip rafa kaldırmaktır. O'nu göklere çıkarırken bize aktarmış olduğu ilke ve prensipleri çiğnemektir.
Zaten tarih boyunca örnek olma vasfını taşıyan peygamber-lerin hem kendileri hem de mesajları iki şekilde uygulama dışı bırakılmıştır.Birincisi yukarıda bahsettiğimiz gibi onu yücelterek erişilemez,ulaşılamaz,yaşanılamaz ama hayran olunur konuma getirmek,yani kutsayıp rafa kaldırmak. İkincisi ise devre dışı bırakmak,gereksiz görmek, sıradan-laştırmak,indirgemek de diyebileceğimiz hem Peygambere hem de mesajına lakayt olmak,umursamaz bir tavır takın-maktır.
Peygamberi ve vahyi uygulamadan kaldıran yukarıdaki iki uygulamadan birincisine Hıristiyanları örnek verebiliriz.Bir insan olarak yaratılmış ve yaşamış olan Hz İsa'yı yücelterek, kutsayarak Allah'ın oğlu vasfıyla vasıflandırmışlardır.Bu tutumları nedeniyle hem şirke düşmüşler hem de Hz İsa'nın örneklik vasfını iptal etmişlerdir.
İkincisine ise Yahudileri örnek verebiliriz.Onlarda kendi-lerine gönderilen peygamberlere karşı lakayt davranmışlar, Peygamberlerine verdikleri sözlerinde durmamışlar hatta peygamberlerini öldürmüşlerdir.Bu da bir başka şekilde Peygamberi ve bizlere ulaştırdığı mesajını uygulamadan kaldırmaktır.
Ehl-i kitap'ın başına gelen bütün bunlar Ümmet-i Muhammed'in de başına gelmiştir.Kur'an kutsanacak ve duvarlara asılacak,okunmasının ve anlaşılmasının pek mümkün olmadığı söylenecek ve hatta Hz Peygamber insanüstüleşecek ,melekleşecek,yüceltilecek.O'na hayran gözlerle bakılacak ama O bize asla örnek olamayacak.Veya bunu tam tersi Kur'an tarihin olaylarını anlatan bir kitap mesabesine indirilecek, O'nun emirleri ve yasakları çağ dışı olmakla itham edilecek,Hz Peygamber de insan ile Allah arsındaki elçilik görevini tamamlamış ve hayatımıza yaşamış olduğu hayatın bir etkisi olmayan bir peygamber olarak vasıflandırılacaktır.Ve iflah olmaz bir hastalık sünnetin inkarcılığı.
Ne yazık ki daha önce Ehl-i Kitapın yaşamış olduğu bir tecrübeyi ders çıkarmadığımız için bizler de yaşamaktayız. Hem de Kur'an'ın ve Hz Peygamberin dilinden defalarca uyarıldığımız halde.
Ve dinlerinden,Peygamberlerinden yaşanılabilecek bir hayat yerine hayran olunabilecek bir hayat beklemektedir Müslümanlar.Müslümanlar dinlerinden realiteyi değil olağanüstülüğü,mucizeviliği beklemektedir.Kur'an'ın sesiyle mest olmayı,Hz Peygamberin şaşalı bir şekilde anlatılan hayat hikayesiyle kendinden geçmeyi ve hayranlığına hayranlık katmayı dindarlık saymaktadır Müslümanlar. Kur'an'ın mesajı ,Hz Peygamberin bizlere yaşayan insanlara örnek olan hayatı kimin umurunda.O göklerin peygamberi. Kur'an mezarlıklarda bülbül sesli Kur'an hafızlarının kitabı.Ama bizim çocuk terbiyemizin,aile hayatımızın, ticaretimizin,komşuluk ilişkilerimizin kitabı değil.O'na hayranız,Kur'an'ı kutsuyoruz ama O'nu yaşamak kimin umurunda.Hayranlık umursamazlık kadar kötü bir hastalığa tutulmuşuz.İflah olmaz bir hastalığın pençesinde kıvranıyoruz.Bilmiyoruz ki Kur'an tamamına yakını ümmi olan bir topluma indi.Kendisi de ümmi olan Hz Peygamber bu toplumun içinde yaşadı.Bu toplum Kur'an'ın ve Hz Peygamberin sayesinde sahabe olabilme şerefini elde etti. Ümmi olan cahilliye Arap toplumu nasıl oldu da sahabelik gibi yüksek bir makama yükseldi.Her şey gün gibi ortada. Kur'an herkesin kapasitesine göre anlaşılabilecek bir kitaptır. Hz Peygamber de yaşadığı hayat ile biz insanlara örnektir. Çünkü o bir insandır ve bir insan gibi yaşamıştır. Evet o resul'dür ama resul olmadan önce insandır ve kuldur.Tüm hayatı ile bizlere örnek bir insan.
Bütün diğer peygamberler gibi yaşadığı toplumun bir parçası olan bir insan.Yanlış kararlar alabilen, üzülen, sevinen,seven ve sevilen,acı duyan,karar verip tedbirler alan,inandığı değerler uğruna mücadele eden bir insan Yaralanan,sırtında hendek kazabilmek için kum taşıyan, mescidin inşasında çalışan,ticaret yapan,oğlu İbrahim'in ölümü üzerine ağlayan bir insan.Evet O Peygamberdi,evet Resuldü,evet mucizeleri vardı.Ama O iki ayağı üzerinde, yaşayan Kur'an olan bir insandı.

Kur'an Tahriften Azadedir

Ömer KARATAŞ
Karatas.omer@mynet.com

"Bu Kur'an, en doğru olana iletir ve yararlı işler yapan müminlere, kendileri için büyük bir ödül olduğunu ve âhirete inanmayanlara acı bir azap hazırladığımızı müjdeler." (İsra 910)
"Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onda kesin (anlamlı) âyetler ki bunlar Kitab'ın esasıdır. ve benzeşen diğerleri vardır. Gönüllerinde eğrilik bulunan kimseler, karışıklık çıkarmak arzusu ve (kendilerine göre) yorumunu yapmak amacıyla, ondaki benzeşen âyetlere uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: "Ona inandık; hepsi Rabbimizin katındandır" derler.Ancak akıl sahipleri ders alırlar." (Âli İmran 8)


Bütün ilahi kitapların bir tahrif edilme süreci vardır.İlahi kitaplar hem zamanında yazıya geçirilmemiştir;hem de onu heva ve heveslerine göre yorumlayan din adamlarının,din bezirganlarının saldırısına uğramıştır.
Ama kur'an diğer ilahi kitapların aksine onların başına gelen bozulma tahrif edilme sürecini yaşamamıştır.O peygamberimize nasıl indirilmişse bu gün aynı şekilde elimizdedir.Fakat bu diğer ilahi kitaplarda var olan tahrifatın Kur'an'da yaşanmamış olması onu anlamada bir takım tahriflerin ,heva ve heveslere göre manalandırmanın yapılmadığı anlamına gelmez.Tarih boyunca ve günümüzde,bilinçli veya değil Kur'an'ı anlamada bir takım yanlışlıklar yapılmıştır ve yapılmaktadır.Bunun en önemli sebeplerini şu şekilde sıralayabiliriz:
1)Kur'an'a bir bütün olarak yaklaşılmamakta Kur'an'daki bazı ayetler diğer ayetlerden bağımsız yorumlanmaya çalışılmaktadır.Bu davranış şeklide kur'an'ı bir bütün olarak değerlendirip anlamamızın önünde bir engeldir.
2)Kur'an kimileri tarafından bir tarih kitabı muamelesine tabi tutulmaktadır.Kuran'ın pek çok ayeti sadece iniş sebebine göre yorumlanarak aynı ayetin farklı zamanlardaki insanları bağlamadığı yorumları yapılmaktadır.Bu anlayışta Kur'an'ın bir tarih kitabı olmaktan çıkarak bir hayat kitabı olmasını engellemektedir.
3)Bazıları ise Kur'an'a lafzi yaklaşmaktadır.Kur'an ayetlerinin maksadını bir tarafa bırakarak manasına bakmakta ve yaptıkları yorumlarda yanılmaktadırlar.
4)Bazı kesimler ise sünneti inkar hastalığına yakalanmışlardır.Kur'an'ın hayata geçirilmesi veya diğer bir anlamıyla pratiği demek olan sünnetten bağımsız Kur'an'ı anlamaya çalışmak akıntıya kürek çekmektir.Zaten bu gün Müslümanların problemi kitapsızlık değil peygambersizliktir.Yani sünnetten bi-haber olmalarıdır.
5)Bazıları ise Kur'an'dan prensipler çıkararak tabi olmak yerine kendi prensiplerinin,heva ve heveslerinin emrettiği şeyleri Kur'an'a tasdik ettirmek sevdasına düşmüşlerdir.Böylece her türlü zalimliklerini,fuhşiyatlarını,yanlış telakki ve inançlarını meşrulaştırmak istemektedirler.Kısaca kitaba uymak yerine kitabına uydurmak yolunu seçmişlerdir.
6)Ya Kur'an'a bir hayat kitabı olarak değil de Entelektüel bir malzeme,akademik bir konu olarak olarak bakanlara ne demeli.
Kur'an'a bakışımızı yeni baştan gözden geçirmemiz gerekmektedir.O parçalanarak yaşanacak,tarihi olayları anlatan bir tarih kitabı muamelesi görecek,maksadından/illetinden ayrı anlaşılıp sadece manasıyla amel edilecek,heva ve heveslerin insana telkin ettiği yanlışları onaylayacak, en önemlisi de pratiğinden (sünnetinden) mahrum edilebilecek bir kitap değildir.Akademik kariyer yapanlara entelektüel malzeme olabilecek bir kitap da değildir.
Evet Kur'an ilahi kitapların yaşadığı tahrifatı yaşamamıştır. Fakat anlaşılmasında ve hayata geçirilmesinde tarih boyunca pek çok yanlış tutum ve anlayışların kurbanı olabilmiştir ve olabilmektedir. Kur'an'dan önceki ilahi kitaplara tabi olanlar kitaplarının asıllarını kaybetmişlerdi.Bu yüzden de içine düşmüş oldukları yanlıştan kurtulmaları pek mümkün değildi.Fakat bu gün Müslümanlar Kur'an'ın aslına sahiptirler.Hz Peygamberin hayatı ise bütün ayrıntıları ile siyer kitaplarında mevcuttur. Yapılması gereken ise Kur'an'la aramıza giren bütün engelleri kaldırmaktır.Bunun bir başka yolu da yoktur.