|
BİR ALDATMACA:YABANCI DİLLE EĞİTİM
ÖMER KARATAŞ
karatas.omer@mynet.com
O haldeyiz ki;hipermarketlerden alışveriş yapıyor,metropollerde oturuyor,üniversitelerde okuyoruz.Boş vakitlerimizde Caferlerde hamburger yiyor,nescafe içiyoruz;Internet Caferlerde Chat yapıyoruz.no smoking siğara içmememiz gerektiğini anlatıyor.Karizmatik liderlerimiz,vizyon sahibi siyasilerimiz,milleti temsil eden parlamenterlerimiz ve millet adına karara veren parlamentomuz var.Kabineyi kuruyor,lobi çalışmalarını tamamlıyoruz.Kuaförlerde tıraş oluyor,tatile çıkmadan önce rezervasyon işlemlerini tamamlıyoruz.Zaman zaman stand-up gösterilerini izleyerek günün stresini atmaya çalışıyoruz.Ya da starlarımızın Show programlarını seyrediyoruz.Centrum şehir merkezini gösteriyor ve stop deyince duruyoruz.
* * *
1953'ten beri sistemli bir şekilde Türkiye'de eğitim dili İngilizce olmaya başladı.Dil öğrenmenin yanlış olduğunu söylemiyoruz.Elbette yabancı kaynaklardan faydalanmak,mukayeseler yapabilmek için yabancı dil öğrenmek gereklidir.Fakat Türkiye'de halkın Türkçe konuştuğu bir ülkede,Türk öğretmenler tarafından,Türk öğrencilere,Türk okullarında eğitimin İngilizce olarak yapılmasının bir mantığı yoktur;hayır vardır bu sömürge mantığıdır.Bu okullardan mezun olan öğrenciler hem kendi dillerini hem de İngilizce'yi öğrenememektedirler.Bu öğrencilerin öğrendiği 200-250 kelimelik İngilizce ve beraberinde onun kültürü ve kendi diline,geleneğine ve kültürüne yabancılaşma hatta düşmanlıktır.Artık İngilizce müzik dinlemekte,konuşmaların arasına İngilizce kelimeler serpiştirilmekte,giyim kuşam ona göre düzenlenmekte,yaşayış tarzı Türk örf ve adetlerine yabancılaşmakta ve bütün bu komiklikler-ağlanacak halimize gülüyoruz-bir üstünlük olarak kabul edilmektedir.Bu kültürle yetişen gençler çok uzağa gitmeye gerek yok kendi anne-babasına dahi yabancılaşmaktadır.
Dil Demek Bağımsızlık Demektir
Bir milleti tarih sahnesinden silmek istiyorsanız önce o milletin dilini değiştirmeniz gerekir.
Dili değişen toplum yozlaşacak,birkaç nesil içerisinde ise tarih sahnesinden silinecektir. Var olduğunu tarih kitaplarından öğrendiğimiz pek çok kavim(Kelt'ler,Hitit'ler...)Hep aynı akıbeti yaşamışlardır.Günümüzde Kırgız,Tatar,Kazak Türkçeleri Rus;Güney 7Azerbaycan Türkçe'si İran ;Türkiye Türkçe'si İngiliz Dili ve kültürünün etkisindedir. Eğer zamanında tedbir alınmazsa birkaç nesil içerisinde Türk Milleti diye bir Millet kalmayacaktır.Cemil Meriç'in dediği gibiKamusa uzanan el namusa uzanmıştır.Bu yüzden diğer görüşleri ne olursa olsun vatansever insanlar tarafından dilde bir kurtuluş savaşı başlatılmalıdır.Güzel Türkçe'miz başka dillerin boyunduruğundan kurtarılmalıdır.Geç kalmadan Türk diline ve kültürüne büyük darbe vuran yabancı dille eğitim yapan okullardaki yanlış uygulamalara son verilmelidir.Yoksa yarın çok geç olabilir.
Yabancı Dil Öğrenmenin Amacı ve Hazırlık Sınıfı Uygulaması
Elbette yabancı dil öğrenmek şu veya bu ülkede sokak alışverişi yapabilmek için olmamalıdır.Her alanda yetişmekte olan uzmanların uzmanlık alanlarında faydalanmak üzere yabancı dil bilmesi/öğrenmesi son derece faydalıdır.Fakat bu okullarda yabancı dilleri ayrı bir ders okutmakla veya yaz kurslarında yabancı dil eğitimi vermekle sağlanmalıdır.Yoksa her dersi(Fizik,Kimya,Matematik,Coğrafya,Tarih...) İngilizce öğrenmeye çalışılmakla ne yabancı dil ne de okutulan dersler öğrenilebilir.
Ayrıca hazırlık sınıfı uygulaması sadece bizde var olan bir uygulamadır.Zaten az olan kaynaklarımızın önemli bir kısmı dünyanın başka bir ülkesinde olmayan hazırlık sınıfı uygulamasında heder edilmektedir.Çünkü hazırlık sınıfında okutulmakta olan kitaplar ABD'den ve İngiltere'den çok yüksek fiyatlarla ithal edilmektedir.
Öyleyse iki temel hatamızı düzeltmek zorundayız:
1)Eğitim dili mutlaka Türkçe olmalıdır.Aklı başında olan,sömürgeleşmemiş,haysiyet sahibi her ülkenin eğitim dili kendi ulusal dilidir.İngilizce'nin evrensel bir dil olduğu yalandır.Bir insan bilimi en rahat ve en rahat şekilde kendi dilinde öğrenir.
2)Hazırlık sınıfı gibi bir uygulamaya bir israfa son verilmelidir.Kaynaklarımız zaten azdır.Bu az olan kaynaklarımızı çar-çur etmenin bir anlamı yoktur.İlle de hazırlık sınıfı yapacaksak İngilizce'nin yerine başka bir ders(Matematik,Fizik,Kimya vs)okutalım.Bundan çok daha ileri bir seviyeye ulaşacağımız muhakkaktır.
Bilim Dili Türkçe
Türkçe en az 10.000 yıllık geçmişe sahip bir dildir.Matematiksel bir yapısı vardır ve kelime türetmeye son derce müsaittir.İngilizce ise beş dilin rasgele karışımından oluşan ve belli kurallara göre kelime türetme yeteneği hemen hemen hiç olmayan bir dildir.Bir İngiliz yapmış olduğu ir buluşa isim verebilmek için kendi dilinde var olan bir kelime dilinden hareketle kelime ,hemen hemen türetemez..Çünkü dili buna müsait değildir.Fakat Türkçe akıllara durgunluk veren matematiksel bir özelliğe sahiptir.Kelime türetmeye son derce müsaittir.Dilini bütün özellikleriyle çok iyi bilen bir bilim adamı yaptığı buluşlara veya başka ülkelerde yapılmış olup da bize aktarmakta olduğu bilimsel gelişmelere kendi dilinde isimler koyar.Fakat kendi dilini bilmiyor,kendi kültürüne yabancı ve başka kültürlerin istilasına uğrayarak yozlaşmaya uğramışsa o bilim adamının zaten böyle bir şey düşünmesi mümkün değildir.
"...Dikkate şayandır ki,Atatürk yalnızca Edebiyat veya yalnız resmi dil Türkçe'si ile uğraşmamıştır.Özellikle temel müspet bilimleri,tekniği ele almıştır.1936-1937 kış aylarında Dolmabahçe sarayına çekilerek geometri öğretmenlerine,bu konuda kitap yazacaklara,kılavuz olmak üzere bir geometri kitabı hazırlamıştır.Bu kitap 1937'de yazar adı gösterilmeden Milli Eğitim Bakanlığınca bastırıldı.O devirden beri Türkiye'de fen derslerinin,matematiğin Türkçe'sini okuyarak mili eğitim yolundan geçenlerin bildikleri Türkçe pek çok geometri terimlerini bu kitapta bulmak mümkündür."(1)
İşte size bu terimlerden birkaç tane örnek: Beşgen,yarıçap,çember, eşkenar,üçgen, oran, orantı,türev,eşit,kare,açıortay,çizgi vs
Türkçe bilim dili olmaz diyenlere duyurulur.
Sonuç
Dil şereftir,haysiyettir,bağımsızlıktır, yabancı dille eğitim birkaç nesil içerisinde bu milleti sömürgeleştirmekten öte bir anlam ifade etmeyecektir.Kendi milletine,kültürüne,tarihine değerlerine yabancı,hatta düşman,200-250 kelimelik İngilizce dışında bir şey öğrenmemiş ama öğrendiği dilin kültürünü benimsemiş,hatta onun gönüllü savunucusu haline gelmiş nesiller bize yabancı dille eğitimin eseri olacaktır.Buram buram gaflet ve ihanet kokan ,birkaç nesil içinde bu milleti ölüm çukuruna itmeyi,sömürgeleştirmeyi hedefleyen,sinsi işin acı tarafı yine bu milletin kaynakları kullanılarak yürütülen bu plan gözü pek,yüreği vatan ve millet sevdasıyla yanıp tutuşan,bu millete hizmet etmeyi şeref bilen aydınlar ve Türk Milleti'nin evlatları tarafından inşallah bozulacaktır.
Kaynak:
1)Oktay SİNANOĞLU,Bir New-York Rüyası,bye bye Türkçe,shf:55 otopsi yayınları,3.baskı,ocak 2002
|
|
|
|
|
MİLLİ KÜLTÜRÜMÜZÜN KORUNMASI
Ömer KARATAŞ
karatas.omer@mynet.com
Milletleri ayakta tutan,bir milletin ideallerini oluşturan en önemli sebep nedir?diye bir soru soracak olursak çok farklı ve ilginç cevaplar alırız.Ama böyle bir soruya verilebilecek en önemli cevap Milli Kültüre Bağlılık olurdu herhalde.Dünya tarihinde çok önemli bir güce sahip olan Tük Milleti'nin geçmişine baktığımızda ekonomik yönden zayıf dönemlerin yaşandığı,askeri açıdan üstünlüğün kaybedildiği veya Türk Milleti tarafından kurulan devletlerin yıkıldığı dönemlerin olduğunu görürüz.Fakat Türk Milleti kültürel değerlerini kaybetmediği müddetçe yeniden toparlanmış eski güç ve azametine yeniden kavuşmuştur.Kültürel değerlerini kaybettiği dönemlerde ise yok olmuştur.Bu gün dünyanın pek çok yerinde kökeni Türk olmakla beraber Türklüğünü unutmuş,yok olmuş milletlere baktığımızda bu gerçeği çok iyi anlarız.
Peki bir milleti ayakta tutan en önemli özelik olan kültür nedir?Kültür kavramı, üzerinde anlaşılan bir tanımı olmamakla beraber,en genel manada bir milletin şahsiyetidir.Nasıl ki bir insanı diğer insanlardan farklı kılan,farklılaştıran en önemli özellik o insanın şahsiyeti ise;bir milleti diğer milletlerden ayıran,farlılaştıran en önemli unsurda o milletin kültürüdür.Şahsiyeti tam oluşmamış veya şahsiyetini kaybetmiş bir insan nasıl sağlıklı değilse;kültür yozlaşmasına uğramış,milli kültürüne yabancılaşmış bir millet de sağlıklı ve onurlu bir şekilde hayatını devam ettiremez.
Türk milleti köklü bir millettir.Milli kültüre bağlılık konusunda göstermiş olduğu hassasiyet Türk milletini güçlü ve onurlu bir şekilde günümüze kadar getirmiştir.Milli kültürü geliştirme ve gelecek nesillere aktarmada göstermiş olduğu titizlik de takdire şayandır.
Ancak bugün milli kültüre karşı gösterilmiş olan hassasiyet azalmış, yabancı kültürlere özenti olabildiğine artmış ve milli kültür horlanan ve iyi gözle bakılmayan bir konuma düşürülmüşken;yabancı kültür-ki bundan daha çok Batı kültürünü kastediyoruz-rağbet edilen bize yaşantımıza aktarılan bir konuma yükseltilmiştir.
Kültürünü aşağılayan,onu geliştirip gelecek nesillere aktarmayan,yabancı kültürlerin etkisinden kendini korumayan,aksine yabancı kültürlere hiçbir ayıklamaya tabi tutmadan kucak açan bir millet tarih sahnesindeki yerini almaya mahkumdur.Adını tarih kitaplarından öğrendiğimiz Hititler,Friğler,İyonlar, Bizanslılar hep aynı akıbeti yaşamışlardır.Bu yüzdende adları sadece tarih kitaplarının sayfalarında yer almaktadır.
Bir kültürün en önemli kaynağını o milletin inancı oluşturur.Batılı Milletlerin hayatından Hıristiyanlığı, Müslüman milletlerin hayatından İslam'ı, Hind, Çin, Japon milletlerinin hayatından uzak doğu dinlerini çıkarın geriye kültür ve millet adına elle tutulur,gözle görülür bir şey kalmaz.Türk Milleti İslam dinini o kadar içselleştirmiş ve benimsemiştir ki;Türk Milleti'nin hayatından İslam Dinini çıkarmak Türk Milli kültürüne hayat veren can damarını koparmak demektir.Bu da Türk Milletini tarih sayfalarına gömmekle eş anlamlıdır.Türk Milletinin kültüründe dolayısıyla giyiminde,davranışlarında,üzüntü ve sevincinde, ideallerinde,aile yaşantısında İslam'ın emir ve yasakları gizli veya açık,bir şekilde etkilidir.Bu gerçeği çok iyi bilen millet düşmanları Türk Milleti ile İslam dini arasına engeller koymak için ellerinden geleni yapmışlardır.
Diğer bir hayati konu ise yabancı bir kültürden faydalanmak ile o kültürü bütünüyle benimsemek arasındaki farkın yeterince anlaşılamamasıdır.Saf bir ırk düşünülemeyeceği gibi saf bir kültür de düşünülemez.Her kültür mutlaka diğer kültürlerden faydalanır,ondan bir şeyler alır ve o kültüre kendisinden bir şeyler verir.Bu alışverişin sınırını ise ihtiyaçlar belirler.Yani kültür alışverişi doğal seyrinde devam ettiği müddetçe faydalı ve kültürün kendi içine kapanarak donuklaşmasını engelleyen önemli bir özelliğidir.Fakat kültürler arası alışveriş doğal seyrini kaybeder ve bir kültürün diğer bir kültürü tahakküm altına almasına dönüşürse o zaman tahakküm altında kalan kültür için tehlike çanları çalıyor demektir.
Bir kültüre mensup olan insanlar yabancı bir kültürden faydalanma sınırını aşarak o kültürü tamamen kendilerine aktarmaya ve kendi milli kültürlerini bir kenara bırakmaya başlamışlar ise o millet kendi eliyle kendi sonunu hazırlıyor demektir.Çünkü bir kültürel unsur diğer bir kültüre olduğu gibi,hiç değiştirilmeden aktarılamaz.Çünkü kültürel öğeler içinde bulundukları kültürden ayrı düşünülemez.Eğer ki bir kültürel öğe başka bir kültüre mensup insanlar tarafından kullanılacaksa yapılması gereken şey o kültürel öğeyi millileştirmek, kendine uydurarak almaktır.Bunda herhangi bir sakınca da yoktur.Fakat daha vahim olanı ise bir kültürün olduğu gibi başka bir kültüre mensup insanların hayatına aktarılmaya çalışılmasıdır ki;bu mümkün değildir.Bu yüzden de geriye tek bir yol kalmaktadır.Bir kültürü benimsemeden ihtiyaçlarımıza cevap verip vermediğine bakmadan taklit etmek.
Olayı biraz daha somutlaştıralım.Türk milleti kendi kültürüne sahip çıkar ve bu arada da başka kültürlerden ihtiyaca göre faydalanırsa bunda herhangi bir sorun yoktur.Fakat Türk milleti günümüzde yapılmak istendiği ve yapıldığı gibi kendi kültürünü horlar,onu bir kenara bırakır ve batılı milletlere ait olan bir kültürü olduğu gibi benimsemeye ve yaşamaya kalkışırsa ortaya hilkat garibesi türünden bir durum çıkar.Çünkü batılı milletlere ait kültür o milletin tarihi tecrübe ve inançlarına göre şekillenmiştir.Şimdi bu kültürü alıp olduğu gibi tarihi tecrübeleri,inancı ve ihtiyaçları tamamen farklı olan Türk milletine yaşatmaya kalkışırsanız kız çocuğa ait olan bir elbiseyi erkek çocuğa giydirmiş gibi komik bir durumla karşı karşıya kalırsınız.Geriye tek bir yol kalır.Türk Milleti batılı milletlere ait kültürü taklit eder ama asla ve asla Batılı gibi olamaz.Bu olaydan Batıya efendilik;Türk milletine ise efendisini/sahibini taklit eden ,afedersiniz ama,maymunluk kalır.
Kültüre ait bir diğer önemli özellik ise birikim meselesidir.Bir millete eğitmek bir nesli eğitmek gibi basit ve sıradan bir olay değildir.Bir milletin eğitim hayatı o milletin tarihiyle aynı yaştadır.Bir millet atalarından almış olduğu kültürel değerleri kendi kazanımlarıyla birleştirerek gelecek nesillere aktarır.Bu yüzden bir millet için tarih hayati bir öneme sahiptir.Çünkü bir milletin bütün birikimleri ,tecrübeleri,acıları,sevinçleri,dostları,düşmanları, idealleri,gelenek ve görenekleri,umutları,korkuları oradadır.Bunu çok iyi bilen millet düşmanları Türk Milleti ile Türk Tarihi arasındaki bağları koparmak için ne gerekiyorsa onu yapmıştır.Tarihimiz Cumhuriyetle sınırlandırılmış yada 1000 yıllık İslami yaşantımız bir kenara bırakılarak Orta Asya ile bağlantımız kurulmaya çalışılmıştır.Kısaca,tarihe küfredip,onu yok saymak moda haline getirilmiştir.
Tarihi tecrübelerimizin,atalarımız tarafından bizlere bırakılan bütün değerlerin bu günkü nesillere aktarılmasında ise en önemli vasıta dil'dir.Millet düşmanları ise güzel Türkçe'mizi bir kuşa çevirmeyi başarmışlardır.Türkçe'yi sadeleştirme masalıyla yozlaştıranlar bu Milletin evlatlarını,başka eserleri bir kenara bırakalım,İstiklal Marşı'nı,Gençliğe Hitabeyi dahi anlayamaz hale getirmişlerdir.Bu konuda en büyük yanlışlardan biri de Türkiye Cumhuriyeti'nde,Türk öğrencilere,Türk öğretmenler tarafından eğitimin yabancı dille,İngilizce ile gerçekleştirilmesiyle yapılmıştır.İngilizce eğitim ile amaçlanan Türk Milleti'nin kendi diline dolayısıyla kültürüne yabancılaşmasıdır.
Milli kültür yapılan önemli hatalar yüzünden can çekişmektedir.Dolayısıyla Türk Milleti var olma-yok olma gerçeğiyle karşı karşıyadır.Bu gün yüreklerinin bir köşesinde millet aşkı olan herkese büyük görevler düşmektedir.MİLLETİ YİNE MİLLETİN AZİM VE KARARI KURTARACAKTIR...
|
|
|
|